EKLAMPSİ
EKLAMPSİ
Preeklampsi; 20. gebelik haftasından sonra, daha önce normal kan basıncına sahip olan bir kadında en az 4 saat arayla iki kez ölçülen sistolik kan basıncının ≥140 mmHg veya diyastolik kan basıncının ≥90 mmHg olması ile birlikte aşağıdakilerden birinin varlığıyla tanımlanır:
• Trombositopeni (düşük trombosit sayısı)
• Yükselmiş karaciğer enzim düzeyleri
• Böbrek yetmezliği
• Akciğer ödemi
• İnatçı baş ağrısı
• Proteinüri (idrarda protein)
Eklampsi ise preeklampsi tanısı konulmadan önce veya sonra, gebelik süresince ya da doğum sonrasında ortaya çıkan nöbetlerle karakterize edilir. Vakaların %50-70'i doğum öncesinde (antepartum), %20-30'u doğum sırasında (intrapartum) ve %20-30'u doğumdan sonra (postpartum) görülmektedir.
EKLAMPSİ GEÇİREN BİR HAMİLE KADIN
Eklampsinin kesin nedeni hâlâ tam olarak aydınlatılamamıştır. Ancak araştırmalar çeşitli faktörleri ön plana çıkarmaktadır:
• Anormal plasenta gelişimi ve yetersiz uterovasküler kan akımı
• Kan-beyin bariyerinin bozulması ve serebral ödem
• Beyin otoregulayon mekanizmasının çöküşü
• Endotel hücre disfonksiyonu
• Oksidatif stres ve serbest radikal üretiminde artış
• Genetik yatkınlık ve immünolojik faktörler
• Koagülasyon anormallikleri
Plasenta yeterince derin implante olamadığında veya kan damarları gerektiği gibi genişleyemediğinde, plasenta yeterli kan alamaz. Bu durum anne kan dolaşımını etkileyen sinyal maddelerinin salgılanmasına yol açarak hipertansiyona neden olur.
Aşağıdaki durumlar eklampsi riskini artırmaktadır:
• Önceki gebelikte preeklampsi veya eklampsi öyküsü
• İlk gebelik (nulliparite)
• Çoğul gebelik (ikiz, üçüz vb.)
• İleri anne yaşı (35 yaş ve üzeri) veya genç yaş (17 yaş altı)
• Kronik hipertansiyon, diyabet veya böbrek hastalığı
• Obezite (VKİ > 30)
• Ailede preeklampsi/eklampsi öyküsü
• Lupus veya antifosfolipid sendromu gibi otoimmün hastalıklar
• Önceki gebelikten bu yana 10 yılı aşan süre
• In vitro fertilizasyon (IVF) ile gerçekleşen gebelik
• Siyahi veya Hispanik etnik köken (sistemik eşitsizliklere bağlı yüksek risk)
• Yetersiz doğum öncesi bakım
Eklamptik nöbet genellikle öncesinde uyarı belirtileri ile gelir. Nöbet öncesinde görülen en yaygın bulgular şunlardır:
• Şiddetli ve inatçı baş ağrısı (%83)
• Hiperaktif refleksler (%80)
• Belirgin proteinüri (idrarda albümin çıkması) (%52)
• Vücutta ödem (%49)
• Görsel bozukluklar (bulanık görme, fotofobi) (%44)
• Sağ üst kadran veya epigastrik ağrı (mide bölgesinde ağrı) (%19)
Nöbet sırasında ve sonrasında görülen bulgular:
• Jeneralize tonik-klonik nöbet (İstem dışı kasılmalar)
• Koma veya değişken sürede bilinç kaybı
• Nöbet sonrası konfüzyon ve amnezi
• Hiperventilasyon
• Dil ısırma, baş travması veya aspirasyon gibi komplikasyonlar
EKLAMPSİ ÖNCESİ BELİRTİLER
Eklampsi, nöbet geçiren gebe bir hastada öncelikli olarak düşünülmesi gereken tanıdır. Tanı koymak için yapılan tetkikler şunlardır:
Laboratuvar Testleri:
• Tam kan sayımı (trombositopeni, anemi araştırması)
• Karaciğer fonksiyon testleri (AST, ALT, LDH)
• Böbrek fonksiyonları (serum kreatinin, ürik asit)
• Koagülasyon profili (DIC dışlaması için)
• İdrar tahlili (proteinüri tespiti — spot protein/kreatinin oranı)
Görüntüleme:
• Beyin BT veya MRI — kafaiçi kanama, tromboz ve PRES (posterior reversibl ensefalopati sendromu) araştırması için
• Transabdominal ultrason — fetal büyüme, fetüsün iyilik halinin ve plasentanın değerlendirmesi
EKLAMPSİ KRİZİ ESNASINDA
Eklampsi bir obstetrik acildir ve doğum, tedavinin tek kesin yöntemidir. Nöbet yönetimi ve kan basıncı kontrolü ilk adımlardır.
Eklamptik nöbetlerin tedavisinde ilk tercih ilaç intravenöz magnezyum sülfat ‘tır:
• Yükleme dozu: 4-6 g IV (15-20 dakikada)
• İdame dozu: Saatte 1-2 g sürekli IV infüzyon
• Magnezyum kontrendike ise veya yetersiz kalıyorsa: lorazepam (2-4 mg IV) veya diazepam (5-10 mg IV)
Sistolik ≥160 mmHg veya diyastolik ≥110 mmHg üzerinde hipertansiyon mutlaka tedavi edilmelidir:
• Hidralazin: 5-10 mg IV bolus
• Labetalol: 20 mg IV bolus (başlangıç dozu)
• Nifedipin: 10 mg oral kapsül (alternatif)
Anne ve fetus stabilize edildikten sonra doğum planlanır. Vaginal doğum tercih edilmekle birlikte, obstetrik endikasyonlar veya annenin durumunun kötüleşmesi halinde sezaryen gündeme gelebilir. 32 haftanın altındaki prematüre doğumlarda antenatal steroid (betametazon veya deksametazon) uygulaması önerilir.
Anneye ait komplikasyonlar:
• Kalıcı SSS hasarı (tekrarlayan nöbetler veya intrakraniyal kanama)
• Dissemine intravasküler koagülopati (DIC)
• Böbrek yetmezliği
• Akciğer ödemi
• Kalp yetmezliği veya miyokard enfarktüsü
• Aspirasyon pnömonisi
• İnme
• HELLP sendromu
• Maternal ölüm (%0-14 gelişmiş ülkelere göre değişmekte)
Bebeğe ait komplikasyonlar:
• Fetal bradikardi (nöbet sırasında vakaların %79'unda)
• Prematüre doğum
• İntrauterin büyüme kısıtlılığı (IUGR)
• Plasental dekolman (ablasyo plasenta)
• Fetal hipoksi ve perinatal mortalite (%13-30)
Preeklampsinin önlenmesi, eklampsiye ilerleme riskini azaltır. Önerilen korunma yöntemleri:
• Yüksek riskli kadınlarda günde 81-150 mg düşük doz aspirin (gebeliğin 12. haftasından başlayarak doğuma kadar) — ACOG, SMFM ve ABD Önleyici Hizmetler Görev Gücü tarafından önerilmektedir
• Gebelik öncesi kronik hastalıkların iyi yönetimi (hipertansiyon, diyabet, böbrek hastalığı)
• Düzenli doğum öncesi takip
• Sağlıklı vücut ağırlığının korunması
• Düzenli fiziksel aktivite
• L-arjinin ve antioksidan vitamin takviyelerinin yüksek riskli gebeliklerde (özellikle 24. haftadan önce başlandığında) faydalı olabileceğine dair kanıtlar mevcuttur
Zamanında ve uygun tedavi ile pek çok kadın eklampsiden iyileşir. Ancak uzun vadede bazı riskler devam etmektedir:
• Eklampsili kadınların yaklaşık %25'i sonraki gebeliklerde hipertansiyon geliştirmektedir
• Eklampsinin tekrarlama olasılığı yaklaşık %2'dir
• İlerideki yaşamda kardiyovasküler hastalık, inme ve epilepsi riski artmaktadır
• Hastaların %56'sına kadarında geçici kortikal körlük gibi nörolojik problemler görülebilir
• Uzun vadeli nörobilişsel değerlendirme çalışmaları yönetici işlevler, bellek ve dikkatin büyük ölçüde korunduğunu göstermiş; ancak motor işlevler ve anksiyete/depresyon ölçümlerinde hafif bozulma tespit edilmiştir
Kesin neden bilinmemekle birlikte, plasenta gelişimindeki anormallikler temel etken olarak kabul edilmektedir. Plasenta yeteri kadar derin implante olamadığında, kan damarları gerektiği gibi genişleyemez ve bu durum annenin kan basıncını etkileyen bir dizi olayı tetikler. Genetik, immünolojik ve çevresel faktörler de rol oynamaktadır.
Preeklampsi; yüksek kan basıncı, idrarda protein ve çeşitli organ tutulum bulguları ile tanımlanır. Eklampsi ise preeklampsinin en ciddi komplikasyonu olup nöbetin eklenmesiyle ortaya çıkar. Başka bir deyişle, eklampsi preeklampsinin nöbete ilerlemiş halidir.
Eklampsinin kesin tedavisi doğumdur. Doğumla birlikte plasenta vücuttan uzaklaştırılır ve altta yatan neden ortadan kalkar. Doğum öncesinde nöbetler magnezyum sülfat ile kontrol altına alınır ve kan basıncı antihipertansif ilaçlarla düşürülür.
Eklampsi nöbeti genellikle tonik-klonik (kasılma ve gevşeme) tipinde olup bilinç kaybı ve ardından kısa süreli konfüzyon eşlik eder. Nöbet öncesinde şiddetli baş ağrısı, görme bozukluğu veya üst karın ağrısı gibi uyarı belirtileri olabilir.
Vakaların büyük çoğunluğu (%50-70) doğum öncesinde, %20-30'u doğum sırasında ve %20-30'u doğumdan sonra görülür. Doğum sonrası eklampsi genellikle ilk 48 saat içinde ortaya çıkar; ancak nadir vakalarda doğumdan 23 güne kadar gecikebilir.
Evet, eklampsi bebeği de etkileyebilir. Nöbet sırasında fetal bradikardi gelişebilir. Prematüre doğum, intrauterin büyüme kısıtlılığı, plasental dekolman ve hipoksi gibi komplikasyonlar bebeğin sağlığını tehdit edebilir. Bu nedenle eklampsi her zaman annenin ve bebeğin sıkı takip edildiği bir ekip yaklaşımıyla yönetilmelidir.
Eklampsinin tekrarlama riski yaklaşık %2 iken preeklampsinin tekrarlama riski daha yüksektir (yaklaşık %25). Bir önceki gebelikte eklampsi geçiren kadınlar, bir sonraki gebelikte 'riskli gebe' olarak değerlendirilmeli ve düşük doz aspirin kullanımı gibi önleyici tedbirler göz önünde bulundurulmalıdır.
Magnezyum sülfat, 50 yılı aşkın klinik deneyim ve veriye dayanarak eklamptik nöbetlerin hem tedavisinde hem de önlenmesinde standart ilaç haline gelmiştir. Beyin kan akımını iyileştirdiği ve serebral vazospazmı azalttığı düşünülmektedir. Şiddetli preeklampsili hastalarda nöbet profilaksisi amacıyla da verilmektedir.
Gelişmiş ülkelerde maternal mortalite oranı %0-1.8 gibi düşük seviyelerdedir. Gelişmekte olan ülkelerde bu oran %14'e çıkabilmektedir. Dünya genelinde eklampsi ve preeklampsi her yıl yaklaşık 63.000 anne ölümüne neden olmaktadır. Erken tanı ve uygun tedavi ile pek çok kadın iyileşmektedir.
Tamamen önlemek her zaman mümkün olmasa da risk yönetimi ile eklampsi gelişme olasılığı azaltılabilir. Yüksek riskli hastalarda düşük doz aspirin kullanımı en etkili önleyici yaklaşımdır. Düzenli doğum öncesi takip, erken preeklampsi tanısı ve uygun yönetim ile eklampsiye ilerleme riski önemli ölçüde düşürülebilir.