HIV ve AIDS genellikle birbiriyle karıştırılan ancak farklı anlamlara gelen terimlerdir. Günümüzde tıp dünyasındaki gelişmeler sayesinde HIV, artık ölümcül bir hastalık değil, yönetilebilir kronik bir sağlık durumu olarak kabul edilmektedir.
HIV (İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü), vücudun enfeksiyonlarla savaşmasına yardımcı olan bağışıklık sistemine, özellikle de CD4 hücrelerine (yardımcı T hücreleri) saldıran bir virüstür. Tedavi edilmediğinde HIV, bu hücrelerin sayısını azaltarak vücudu her türlü hastalığa karşı savunmasız bırakır.
AIDS (Edinilmiş Bağışıklık Yetmezliği Sendromu), HIV enfeksiyonunun en ileri aşamasıdır. Bir kişinin bağışıklık sistemi virüs nedeniyle ciddi şekilde hasar gördüğünde ve vücut normalde kolayca yenebileceği "fırsatçı enfeksiyonlarla" veya bazı kanser türleriyle savaşamadığında AIDS teşhisi konur. HIV pozitif olan her birey AIDS aşamasına gelmez; günümüzdeki ilaç tedavileri virüsü baskılayarak bu ilerlemeyi durdurabilmektedir.
HIV, yalnızca belirli vücut sıvıları (kan, meni, vajinal sıvılar, rektal sıvılar ve anne sütü) aracılığıyla bulaşır.
Bulaş yolları şunlardır:
Korunmasız Cinsel Temas: HIV’in en yaygın bulaşma yoludur. Anal seks vajinal sekse göre daha yüksek risk taşır.
Ortak Enjektör Kullanımı: Uyuşturucu veya diğer maddelerin enjeksiyonu sırasında iğne ve şırıngaların paylaşılması yüksek risk oluşturur.
Anneden Bebeğe: Hamilelik, doğum veya emzirme sırasında bulaşabilir; ancak uygun tedaviyle bu risk %1-5’in altına düşürülebilir.
Kan Transfüzyonu: Kontrol edilmemiş kan ürünleriyle bulaşabilir (ancak modern hastanelerde kan stokları sıkı bir şekilde taranmaktadır).
HIV şu yollarla bulaşmaz: Tükürük, ter, gözyaşı, dokunma, sarılma, el sıkışma, aynı tuvaleti kullanma veya sivrisinek ısırması.
HIV tamamen önlenebilir bir hastalıktır. Korunmak için şu adımlar atılabilir:
Kondom Kullanımı: Her türlü cinsel ilişkide doğru ve tutarlı kondom kullanımı riski %80 oranında azaltır.
PrEP (Temas Öncesi Profilaksi): HIV riski yüksek olan kişilerin virüsten korunmak için günlük olarak aldığı ilaçlardır.
PEP (Temas Sonrası Profilaksi): HIV’e maruz kalmış olabileceğinizi düşündüğünüz bir olaydan sonraki ilk 72 saat içinde başlanması gereken acil durum tedavisidir.
Temiz İğne Kullanımı: Enjektör ve iğne paylaşımından kaçınmak.
Belirlenemeyen = Bulaşmayan (B=B): Tedavi alan ve kanındaki virüs yükü testlerde "belirlenemeyen" seviyeye düşen HIV pozitif kişiler, virüsü cinsel yolla başkalarına bulaştırmazlar.
HIV AIDS
HIV teşhisi sadece laboratuvar testleriyle konulabilir; belirtilere bakarak karar verilemez.
Antikor/Antijen Testleri: En yaygın kullanılan testlerdir. Virüse karşı vücudun ürettiği savunma hücrelerini (antikor) ve virüsün parçalarını (antijen) arar.
Pencere Dönemi: Virüs vücuda girdikten sonra testlerde görünene kadar geçen bir süre vardır. Genellikle maruziyetten 3 ila 12 hafta sonra antikorlar saptanabilir hale gelir.
Şu an için HIV'i vücuttan tamamen atan bir kür (kesin çözüm) veya aşı bulunmamaktadır. Ancak Antiretroviral Tedavi (ART) adı verilen ilaç kombinasyonları son derece etkilidir:
Yönetilebilir Bir Durum: İlaçlarını düzenli kullanan HIV pozitif bireyler, virüs yükünü baskılayarak sağlıklı bir yaşam sürebilir ve standart yaşam süresine yaklaşabilirler.
Tedavi Kolaylığı: Eskiden çok sayıda hap kullanılması gerekirken, günümüzde tedavi genellikle günde sadece bir veya iki haptan oluşmaktadır. Ayrıca aylık veya iki aylık enjeksiyon seçenekleri de geliştirilmiştir.
Unutmayın: HIV pozitif olmak bir son değil, düzenli tedaviyle devam eden normal bir yaşamın başlangıcı olabilir. Erken teşhis ve tedavi, hem sizin sağlığınız hem de toplum sağlığı için en önemli adımdır.